twitter
    Twitter'da ne yaptığımı öğrenin :)

Bir zamanlar

Çocukluğum büyük bir bölümü Samatya'da geçti. Samatya, yıkılmaya yüz tutmuş ahşap evleriyle, tarihi kiliseleriyle dolu eski bir Ermeni balıkçı kasabasıdır. Yorucu geçen gecenin sabahında çan sesleri ile uyandığınız ender yerlerden birisidir.
Çocukluğuma ait en belirgin anılarımdan birisini Paskalya bayramları oluşturuyor. Bir azınlık geleneği olan Paskalya akşamı heyecandan uyuyamaz, sabahı zor ederdik. Bayram günü Sahakyan Nunyan Kilisesi'nin olduğu alan, adeta bir panayır yeri gibi süslenirdi. Pazar tahtalarında kullanılmış eşyalar satılır, macuncular etrafta dolaşır, dolaşmak için kiralanan atlar olurdu. Fayton arabalarıyle dolaşılır, her türlü eğlenceler, müzikler, koşuşturmaca. Paskalyanın en güzel eğlencelerinden biri sarı, kırmızı, yeşil parlak renklerle süslenmiş yumurtaları tokuşturmaktı. Bu işte sürekli kazanan ustalar vardı ve onların yumurtalarını kırmak imkansızdı, bu yüzden benim
yumurtam genellikle ilk vuruşla birlikte kırılır ve elimdeki yumurtayı rakibime vermek zorunda kalırdım. Bunun üzerine "olm onlar yumurtaları akşamdan kirece batırıyorlar, ondan kırılmıyor" derdik kendi kendimize.
Paskalya'nın diğer büyük eğlencesi de para karşılığı çocukları dolaştıran faytonlardı, hadi kalkıyor Aksaray, Topkapı sesini duyar duymaz sevinçle doluşurduk faytonlara. Ama o faytonlar Topkapı'ya hiçbirzaman gitmez, üst sokaktan şöyle kısa bir tur atıp hemen geri gelirdi. Biz o faytonların Topkapı'ya gitmeyeceğini bilmemize rağmen, ilk defa mahallenin dışına, uzak ve bilinmez diyarlara gidecek olmanın verdiği çekicilikle kanardık faytoncunun söylediği yalanlara.
Artık kutlanmıyor paskalya bayramları Samatya'da , İstanbul'un tüm renklerinin solması gibi zamanla azaldı azınlıklara ait bu bu gelenekler. Bugün Samatya'ya giderseniz, eski kiliselerle çevrili dar sokaklardan, tren istasyonun iki yanına dizilmiş, eski ahşap evlerden, balıkçılarla dolu sokaklardan geçerseniz, uzaktan gelen seslere kulak kabartın, kulağınıza gelen sesin, cılız kilise çanına mı yoksa esen rüzgara mı ait olduğunu anlayamayabilirsiniz...

18 Haziran 2009
Berkin

3 yorum:

İlkin dedi ki...

boyun borcu oldu bir samatya yazısı sana madem :D

Adsız dedi ki...

Çok güzel günlerdi orada olan çocuklardan biride bendim..

Murat dedi ki...

Berkin'in anlattıklarına ilave olarak ,
sokakların arnavut kaldırımlarını,o gün kiliseye gelen ailelerin en güzel giysileri giyerek ailece kilisede törene katılmaları,
parası olmayan çocukların at arabalarına ,faytonlara takılarak onlarında bu cümbüşte neşelenmeleri resmin bikaç detayı olarak akılda kalan birkaç kare..
Murat

Yorum Gönder